Sanat pazarı

Tophane Art Walk, yani Tophane Sanat Turu, bu civardaki galerilerin güç birliğinden doğmuş, parlak bir fikir. Ayda bir Pazar, Galatasaray’daki Apel’den başlayıp, arada Cihangir’deki Daire Sanat’a uğrayıp Çukurcuma’ya iniyor ve Pi Arworks, Outlet, Non, Rodeo ve Depo’daki sergileri görüyorsunuz. Bu galerilerin, sanat piyasasının ağır topları yerine gençlere ve alternatif işlere meraklı yerler olması, bu güç birliğini daha da mümkün kılmış. Gününü bu galerileri dolaşarak geçiren izleyici için de bütünlüklü bir tur imkanı doğuyor.
Benim mutat turum da bu ‘Art Walk’ pazarına denk geldi. Geçenlerde bizim Radikal Cumartesi yapmıştı, bu ay da Milliyet’te Yasemin Bay’ın yazısı çıkınca, ben de kendimi ‘sanat turu’ kalabalığının içinde buldum. Galerilerin yüzünde güller açıyor; günde yüze yakın ziyaretçi pek olur şey değil çünkü.
Apel’deki Canan Göknil sergisi, kitapla resim sanatının buluştuğu, duygusal ve oyuncaklı bir sergi. Aynı mekânda açılan Mürüvvet Türkyılmaz’ın ‘Zamansız Aşınma’ sergisi ise etkileyici. Türkyılmaz’ın kulağına çalınan, zihninden geçen cümleleri sanki yazıya, ama aslında çizgiye dönüştürerek yaptığı desenler harika. Bir de Outlet’teki ‘Seyir Terası’ sergisi dikkat çekici. Outlet sanatçılarının belirgin politik duruşunun da biraz kıyısında duran bir sergi bu. Son yıllarda ha bire şaşırtıcı sanatçılar çıkartan İzmir’den Tufan Baltalar, doğadaki bir yürüyüşün tüm dinginliğini, yalnızlığını, yavaşlığını hissettiren küçük resimlerini sergiliyor. Sanki o resimlerdeki detayların üç boyutlu hallerini çağrıştıran seramik, ahşap heykeller ise küçük birer biblo gibi. Neticede, ev içine hapsolmuş bir ruhun tabiat düşü gibi şiirsel bir cümle kurduruyor bu sergi insana.
‘Endüstri Devrimi Bitti. Biz Kazandık’ gibi iddialı bir sergi adının arkasında ne var, merak etmemek mümkün değil. Neyse ki Galeri Non’daki Esat C. Başak sergisi, işçi sınıfının zaferini ilan etmeye soyunmuyor. Onun derdi, biraz ‘modern hayatla’. Akla hayale gelmedik kolajların sergisi bu. Sanki, en az yarım asırlık bütün matbuatı taramış, son derece alakasız metinler, resimler ve afişleri bir araya getirip biraz dalgacı, bolca muhalif ve gayet de yaratıcı ‘işler’ çıkartmış. Erotik fotoğraflar, gazete haberleri, ilaç prospektüsleri, çizgi roman sayfaları, ilanlar bir araya gelip sözünü esirgemeyen kolajlara dönüşüyor. Bir de gözlük ve Gilette sapı kullanılarak üretilmiş, ‘Evrenin Askerleri’ filminden fırlamış uzaylı örümcekler var ki, onlar da artık heykel sanatının sınırları içine giriyor. Bunların hepsi bağlamından kopartılıp hınzır biçimde bir araya getirimiş hazır nesneler. Nitekim, Burda dergisinin patron kâğıtlarından biri, üzerindeki kocaman ‘Hazır nesneler herkese aittir’ yazısıyla bir köşede durup, bu mevzuyu özetliyor.
Esat C. Başak, matbuat âleminin ürettiği hazır malzemeyi hınzırca dönüştürürken, Balat’taki Çağdaş Sanat Mekânı’nda internetin ‘dijital’ aleminden seçilenler birer ‘hazır nesne’ye dönüşüp, bir başka cesur sergi olarak karşımıza çıktı. Yeni açılan mekandaki Danile Garcia Andujar sergisi, insanlığın neredeyse tüm görüntü, ses, yazı birikimini ve üretimini yüklediği internet ağından ‘sadece’ 250 bin dosya indirmiş. Bu malzemeden oluşan ‘Postkapital’ adlı sergi, endüstri toplumunun ardından kurulan bilgi toplumunu ele alıyor. Andujar, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989’dan ‘ikiz kuleler’in yıkıldığı 2001 yılına kadar olan döneme bakıyor ve bunun ‘post komünist’ değil, ‘post kapital’ olduğunu savunuyor. Yıkılan Berlin duvarının yerine, hayatlarımıza örülen yeni duvarların peşine düşüyor. Hakikaten, bir kısmı video ve fotoğraf olarak sunulan görüntüler finans ve siyasetin nelere kadir olduğunu gösteriyor. Üstelik bu görüntülerin önemli bir kısmı ‘haber’ ve ‘reklam-tanıtım’ için üretilmiş. Yani aslında ‘postkomünist’ dönemin tanıtım enstrümanları olan görüntüler bir araya gelince etkili bir eleştiriye, ‘postkapital’ dönemin ispatına dönüşmüşler. İnternetin karmaşasına uygun sergi düzenlemesi için de ‘mekân dönüştürme’ ustası Başak Şenova’yı tebrik etmek şart. ’e gidecek olanlara bir de sergi kitabını alıp ‘internet bir plajdı’ adlı metni okumalarını öneririm, ‘özgür iletişim ağı’nın nasıl ticari bağımlılıklara dönüştüğünü görmesi için..

Share

Drop a comment

Your email address will not be published.